06.05.2011
Sibel Arna ile Annelik
Üzerine
Hürriyet gazetesi yazarı Sibel Arna yıllarca yazdığı moda yazılarına şimdi de oğlu
Rüzgar’ın maceralarıyla da devam ediyor… Oğlu Rüzgar ile yeni bir hayata adım atan
Sibel Arna tüm içtenliği ile sorularımızı cevapladı.
Nasıl bir hamilelik geçirdiniz? Hamile iken kaç kilo aldınız, kilolarınızı nasıl
verdiniz?
İlk üç ay herkes gibi benim de midem çok bulandı. Üçüncü ayı bitirdiğim gün bulantılarım
bıçak gibi kesildi. Üçüncü aydan sonra rahat bir hamilelik geçirdim. Hamileliğimin
son günleri yaza denk gelmesine rağmen çok rahattım. Fazla sıcak basmadı. Bacaklarım
çok şişmediği için minicik etekleri dümdüz sandaletlerle tamamlayıp sokaklara atıyordum
kendimi. Bol bol yürüdüm. Özellikle akşam yemeklerinden sonra Selim’i Maçka Parkı’nı
da içine alan koca bir Nişantaşı turuna zorluyordum. Hamileliğim boyunca 13 kilo
aldım. Sezaryenle doğum yapmama rağmen hastaneden eve geldiğimde 10 kilosu gitmişti.
Kalan kilolarda emzirerek gitti. Çünkü uzmanların da söylediği gibi emzirmek kadar
hızlı kalori yaktıran başka bir şey yok. Ama tabii bu emzirme seansları sırasında
kendimi baklava böreğe de vurmadım. Sebzemi, proteinimi yedim bol bol su içtim.
Daha fazla sütümün gelmesi için en yararlı şey su. Bir de ben dereotu, ceviz, üzüm
suyu ve rezene çayının da çok faydasını gördüm.
Rüzgar’ı ilk kucağınıza aldığınızda neler hissettiniz?
Allah’ın yarattığı en önemli mucizeye tanıklık ediyordum daha da önemlisi o mucizenin
bir parçasıydım. 9 ay 20 (evet, Rüzgar biraz geç doğdu) gündür içimde büyüttüğüm
güzel oğluma kavuşuyordum. Anne oluyordum. Kucağıma alana kadar neden normal doğum
yapmadığım için hayıflanıyordum. Hâlâ! Çünkü böylesini (epidural sezaryeni) “doğurmak”
saymıyordum. Ama kısmet olmadı işte. Bekledim de gelmedi. Zaten anatomik yapım bebeğimin
kafasının kanala girmesine uygun değildi. Sonra Rüzgar’ı verdiler kollarıma… Ağlıyordu
koynuma girince sustu. O sustu ben başladım. Memeyi ağzına götürür götürmez emmeye
başlamasıdır hayatımın en büyük şaşkınlığı.
Rüzgar şimdi kaç yaşında?
20 aylık. Yani dört ay sonra 2 yaşında.
Yaşamınız Rüzgâr’dan sonra nasıl değişti?
Artık kendime daha çok güveniyorum. Eskiden talihsizlikler birbiri ardına geldiğinde
“teker teker gelin ulan” diye geçirirdim içimden… Şimdi işler ne kadar kötü giderse
gitsin oğlum var ya vız geliyor tırıs gidiyor. Artık mucizelere her zamankinden
fazla inanıyorum. Geçen yıl "Bebek nasıl çocuğa dönüşür" konulu belgesel bizim evde
çekildi. İzlemek de, oynamak da çok büyük keyifti. Rüzgar, çocuklaştıkça aramızdaki
bağ güçlendi. Oyunları, uykuları, uykusuzlukları, mamaları, kakaları paylaştıkça
çoğaldık. Babası hiç kızmasın ama oğlumla aramda çok farklı bir şey olduğuna inanıyorum.
En azından şimdilik!
Rüzgar ile 1 gününüz nasıl geçiyor?
İşe gitmiyorsam bu aralar ona yeni deneyimler yaşatmak için çabalıyorum. At görsün,
keçi görsün, vapura binsin, upuzun bir koridorda çığlık atarak koşsun, kuşlara yem
atsın gibi… Ama havalarda bir türlü düzelmedi ki! Evdeysek bir dakika oturabilene
aşk olsun. Yardımcı ablamız, anneanne, dede ve ben dönüşümlü olarak oynuyoruz. Biri
ona kitap okurken, diğeri top oynuyor…
Anne olmak sizi nasıl değiştirdi?
"Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak". Bu hamileyken en sık duyduğum cümleydi.
Söyleyenler haksız mıymış? Hiç değil. Ama şimdi ben onların yerinde olsam anne adayı
birini gördüğümde onu değil şunu söylerim: Bundan böyle kendini hep yetersiz hissedeceksin.
Kendiniz nasıl bir anne olarak görüyorsunuz? Korumacı mı, rahat mı?
Rahat takılmaya çalışan bir endişe kumkuması. Bu iki durum arasında med-cezir halim.
Anne olduktan sonra gazeteciliğe devam etmek zor oldu mu sizin için?
Hayır. Çünkü işimi çok seviyorum. Tutkuyla peşinden gidebileceğim haber ve röportajlar
karşıma çıktıkça da zorlanmam diye düşünüyorum.
Moda yazmak mı yoksa annelik yazıları yazmak mı sizi daha mutlu ediyor?
Ayrım yapamam ki.
Bebek ürünleri satın alırken ne gibi noktalara dikkat ediyorsunuz?
Kıyafetten bahsediyorsanız kesinlikle çok para vermiyorum. Çünkü giydikten beş dakika
sonra üstüne üzüm, çilek, nar gibi asla çıkmayacak lekeler bulaştırabiliyor ya da
iki yıkamada küçülüyor, düdük gibi oluyor.
Evde beslenme ve sağlık konularındaki tutumunuz nasıl? Özellikle Rüzgar’ın beslenmesiyle
ilgili konularda özel bir yaklaşımınız var mı?
Bu aralar püreden kesmeye çalışıyorum. Sebzeleri küçük küçük doğrayıp çorba yapıyorum
ya da evde anneciğimin bizim için pişirdiği yemeklerden yediriyorum. Kabak dolmasına,
İzmir köfteye, Taze fasulyeye bayılıyor.
Bebeğinize anne sütü verebildiniz mi? Ne kadar süre verdiniz?
10 ay verdim. Bana kalsa bir yaşını geçerdim ama kendisi bıraktı. Uyanıkken kesinlikle
almamaya başladı. Ağzına memeyi sokabilene aşk olsun!
Anne sütü bağışıklığı güçlendirir. Anne sütünü bıraktıktan sonra bebeğinizin bağışıklığını
güçlendirmeye nasıl devam ettiniz?
Devam sütü kullandım, hala da devam ediyorum. Aptamil Junior onun bir numaralı maması.
:)
Otoriteler güçlü bir bağışıklık sistemi için 6.aydan sonra da bebeklerin günde 500
ml. devam sütü almalarını öneriyor. Sizin sütünüz yeterli miydi, yeterli değilse
nasıl takviye ettiniz?
10 ay boyunca sütüm yeterliydi. Rüzgar sütümü almayı bırakınca devam sütüne ve mamaya
geçtik.
Bir yaşından sonra Rüzgar’a bağışıklığını güçlendiren çocuk sütlerini kullandınız
mı? Faydalarını gördünüz mü ve diğer annelere tavsiye eder misiniz?
Bağışıklığı güçlendiren devam sütlerini kullanıyorum. Üç yaşına kadar da kullanmayı
düşünüyorum. Çünkü özellikle bir yaşından önce inek sütünün çocuklara faydalı olmadığını,
demir eksikliğine yol açtığını söylüyorlar. Türkiye’deki tablo çok parlak değil.
Şu anda 10-12 aylık bebeklerin yüzde 47’si inek sütü içiyor. Ama ne yazık ki çocuklar
inek sütünden günlük ihtiyaçları olan demir, iyot, çinko gibi mineralleri yeteri
kadar alamıyorlar. Bu da kansızlık, bağırsak için kanama ve gelişim geriliğine sebep
oluyor. Yani doğru süt, inek sütü değil, bebekler için doğru süt: devam sütü.
Teşekkür ederim.